Kanser Neden Artıyor?

Kanser Neden Artıyor?

Kanser, belli bir düzende, ihtiyaca göre olan hücre çoğalmasının, genetik yapılarındaki bozulma nedeniyle kontrolden çıkması ve bunun sonucunda hızla çoğalması ile gelişen bir hastalıktır. İyi huylu tümörlerde de hücrelerin kontrolsüz çoğalması olmaktadır, o halde  kanser yani kötü huylu tümör ile iyi huylu tümör arasındaki fark nedir; İyi huylu tümörler sadece bulunduğu yerde çoğalırken, kötü huylu tümörler (Kanser) hem bulunduğu yerde çoğalırken hem de başka organlara yayılıp, oralarda da çoğalma özelliğine sahiptir.

Son yıllarda kanser görülme sıklığı artmıştır. Dünya genelinde 2008 yılında kanser tanısı konulan hasta sayısının 12 milyon kişi iken 2018 yılında bu sayının 18 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu artış ile ilgili yanlış kanılardan biri, yaşlı nüfusun arttığı buna bağlı kanser görülme sıklığının arttığıdır. Oysa ki kanserdeki artış hızı yaşlı nüfus artış hızından fazladır. Amerika’da yayınlanan bir dergide 1900 yılında kansere yakalanmış hasta sayısı ve 60 yaş üstü nüfusun oranı ile 2000 yılındaki aynı oranlar karşılaştırıldığında; yaşlı nüfus artışının 2000 yılında 1900 yılına göre 3 kat olduğu oysa kanser görülme sıklığının 12 kat arttığı belirlenmiştir.

Kanserli hasta sayısında görülen bu artışda yaşlanmanın dışında; kötü beslenme, kötü hava soluma, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar, kötü çevresel koşullar, kötü çalışma ortamı, stresli toplum hayatı ve hareketsiz yaşam ile ilişki olduğu görülmektedir. Genetik geçişli kanser görülme oranı tüm kanserlerin sadece yüzde 10’nu oluşturmaktadır.

Son yıllarda gelişmiş ülkelerde kanserin görülme sıklığında bir azalma olmamakla birlikte artış da görülmemektedir. Gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde ise kanser görülme sıklığı giderek artmaktadır. Türkiye’de yeni kanser tanısı konulan hasta sayısı 2000 yılında 105 bin kişi iken, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 yılı tahminlerine bu sayı 233.837 kişiye yükselmiştir.           

Türkiye'de erkeklerde en sık görülen ilk 3 kanser türü sırasıyla; akciğer, prostat ve kalın bağırsak kanseridir. Bu durum dünya geneli ile aynı orandadır. Kadınlarda ise en çok, meme, tiroid ve kalın bağırsak kanseri görülmektedir. Dünya genelinde ise kadınlarda sıralama; meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanseri şeklindedir.

Kanser tanısı almış hastaların tedavisinde daha etkili, yan etkileri daha az olan yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi gerekir. Son yıllarda bu konuda dünyada hızlı gelişmelerin olduğu görülmektedir. Akıllı küçük hap şeklinde ilaçlar ve immünoterapi yani aşı tedavisi ile ilgili son 10 yılda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Geliştirilen bu yeni ilaçlarla, hem yan etki azalmış, hem de başarı oranları belirgin şekilde artmıştır. Radyoterapi yani ışın tedavisi uygulamalarında ise özellikle daha çok bilgisayar uygulaması destekli yeni sistemler (Cyberknife, Gamaknife, Variantrilogy, Tomoterapi, TrueBeam ve benzeri) ile yan etki oranları oldukça azalmış, başarı oranları ise yıllar içinde yeni teknolojiler ile gittikçe artış göstermiştir. Cerrahide yeni robotik ve laparoskopik ameliyat teknikleri son yıllarda giderek artan sayıda uygulanmaya başlanmış ve bunun sonucunda ameliyatlara bağlı komplikasyon riski azalmış, başarı oranı artmıştır. Onkolojide Nükleer Tıp uygulamalarında yeni yaklaşımlar (Kemiğe sıçramış kanserlerde lutesyum tedavisi, karaciğere sıçramış veya karaciğerin kendi kanserlerinde mikroküre tedavisi gibi yeni yöntemler) ile kanser tedavi başarı oranları artmıştır.

Aile öyküsü olan kanser hastalarının çocuk ve akrabalarında yakın tarama ve takip programlarının uygulanmasının önemlidir. Kötü beslenme ve kötü yaşam tarzının önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması, kötü alışkanlıkların edinilmesinin önlenmesi ve bırakılmasına yönelik toplumsal çabanın arttırılması, adı geçen tüm olumsuz faktörler konusunda toplumsal bilincin arttırılması önemlidir.

Kanserin erken tanısında son yıllarda artan çabaların devamının sağlanması, erken tanı programlarının toplum tarafından bilirliğinin arttırılmasına yönelik çabaların ivme kazanması, kanser erken tanısında başarı oranlarını arttıracak tedbirlerdir.

                                                                      

Prof.Dr.Hakan KARAGÖL

-Tıbbi Onkoloji, İç Hastalıkları ve Fitoterapi (Bitkisel Tedavi) Uzmanı

UYARI

Web sitemizde yer alan yazı, grafik, resim ve diğer tüm içerikler sadece bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir tıbbi sorunla ilgili doktor tanısı, tedavisi veya konsültasyonu yerine kullanılması veya mevcut devam eden tedavinin sayfada verilen bilgiler doğrultusunda doktora danışmadan değiştirilmesi uygun değildir.

Prof Dr Hakan KARAGÖL'e Randevu almak için bizimle iletişime geçiniz.