Kanserde Beslenme

Kanserde Beslenme

          Türkiye’de her yıl yaklaşık 250.000 kişiye kanser tanısı konulmaktadır. Kanser, dünya genelinde kalp damar hastalıklarından sonra 2. ölüm nedenidir.

          Son 30 yılda görülme sıklığı artan ve artışın daha da devam etmesi beklenen kanserin oluşumunda, sadece %30 neden, kişi tarafından kontrol edilemeyen genetik ve çevresel faktörlerle ilişki iken, kalan %70 neden ise insanın kendisi tarafından düzeltilebilecek; kötü beslenme ve obesite, hareketsiz yaşam ve sigara gibi zararlı alışkanlıklara bağlıdır.
          Beslenmenin her 100 kanser olan kişide 40’ının sebebi olduğu belirlenmiştir.
          Beslenme ve kanser ilişkisi 3 dönem üzerinden değerlendirilmelidir: 1-Beslenmenin kanserin oluşması üzerine etkisi, 2-Kanser geliştikten sonra tedavi sürecinde beslenmenin etkisi (İştahı düzenleme, vücudu güçlendirme, ilaç yan etkilerini azaltma gibi), 3-Kanser düzeldikten sonra geri gelmesini önlemede beslenmenin etkisi
          Bugünkü yazımda kanser oluşmasında beslenmenin etkisini anlatacağım.
          Beslenme ile ilişkinin en sık olduğu kanser türleri; ağız kanseri, boğaz kanseri, gırtlak kanseri, akciğer kanseri, yemek borusu kanseri, mide kanseri, barsak kanseri, pankreas kanseri, meme kanseri, rahim kanseri, böbrek kanseri, prostat kanseri ve safra kesesi kanseridir.
-Rafine şeker ve karbonhidratın kanser oluşumu üzerine etkileri;
          Şeker, nişasta ve diğer rafine karbonhidratlardan uzak durulmalıdır. Bu tür gıdalar ile kanser arasındaki ilişkinin, bu gıdaların tüketilmesinden kısa süre sonra ani kan şekeri yükselmesi ile birlikte kanda insülin düzeylerinin çok hızlı yükselmesinin kanser hücre gelişimi ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Nitekim, bir bilimsel çalışmada, uzun yıllar kan şekerinde ani yükselmelerin prostat kanseri riskini belirgin şekilde arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca bu tür rafine gıdalar aşırı kalori alınması sonucunda obesiteye neden olmaktadır ki obesitenin, sigaradan sonra ikinci en sık kanser nedeni olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kanser hücrelerinin şeker ihtiyacının normal hücrelerden daha fazla olduğu, bunun nedenin ise kanser hücrelerinin hızlı bölünmesine bağlı artan şeker ihtiyacı ve yapısal bir bozukluk nedeniyle şekerin enerjiye dönüştürülmesinde zorluk yaşamaları nedeniyle daha fazla şekere ihtiyaç duymalarına bağlı olabileceği düşünülmektedir.
-Et ve ürünlerinin kanser üzerine etkileri;
          Fazla tüketilen kırmızı et ve salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin kanser gelişimini tetikleyebileceği düşünülmektedir. Bir çalışmada günlük 50gr. işlenmiş et tüketenlerde, kalın barsak kanser riskinin %20 arttığı belirlenmiştir. Kırmızı etin haftada 500 gramdan fazla tüketilmesinin hayvansal ürünün içindeki insan yapısına uymayan antijenik yapılardan kaynaklanan hasarlanmadan ötürü kanserojen etkisi olduğu düşünülmektedir. Etin yağ içeriği ve tüketildiği bölge de önemlidir. Örneğin bol hayvansal yağ içeren tavuğun veya balığın deri kısmının çok fazla tüketilmesi prostat kanseri riskini arttırabilir. Etin pişirme işlemi de kanser gelişiminde etkilidir. Örneğin çok sık ve düzgün yapılmamış mangalda et pişirme işlemi ile kanserojen heterosiklik aromatik aminler ortaya çıkmakta ve bunlar mide ve kalın barsak kanseri riskini arttırmaktadırlar. En ideal et pişirme yöntemleri haşlama ve fırında pişirmedir. İşlenmiş etteki en önemli sorun hatalı bekletmeye bağlı gelişen bakteriler ile oluşan kanserojen kimyasallar ile eti korunmak için kullanılan nitrit veya nitrat ile vücutta oluşan oluşan N-nitrozo bileşiklerinin kanserojen etkileridir.
          Önümüzdeki hafta yağların, sebze ve meyvelerin kanser gelişimi üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim. Herkese mutlu ve sağlıklı bir hafta olması dileklerimle.

Prof.Dr.Hakan KARAGÖL 
Tıbbi Onkoloji, İç Hastalıkları ve Fitoterapi (Bitkisel Tedavi) Uzmanı
Web: www.hakankaragol.com 
İntagram: prof.dr.hakankaragol 
Twitter: DrHakanKaragol
Facebook: Prof.Dr.HakanKaragol

(Not: mahmure.hurriyet.com’da yayınlanmıştır)

UYARI

Web sitemizde yer alan yazı, grafik, resim ve diğer tüm içerikler sadece bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir tıbbi sorunla ilgili doktor tanısı, tedavisi veya konsültasyonu yerine kullanılması veya mevcut devam eden tedavinin sayfada verilen bilgiler doğrultusunda doktora danışmadan değiştirilmesi uygun değildir.

Prof Dr Hakan KARAGÖL'e Randevu almak için bizimle iletişime geçiniz.