Cildinize Acı Çektirmeden Güneşli Günlerin Tadını Çıkarın

Cildinize Acı Çektirmeden Güneşli Günlerin Tadını Çıkarın

Güneş, verdiği elektromanyetik radyasyon ile dünya üzerinde etki oluşturmaktadır. Güneşten gelen elektromanyetik radyasyonun bir kısmı görülebilir güneş ışığı şeklinde olup, bunların dalga boyu 380-750 nanometre (nm) arasındadır.

Görünür ışıktan en kısa dalga boyuna sahip olan violet (mor, menekşe moru renginde görünür) renginde olup 380-450nm dalga boyundadır. En uzun dalga boyuna ise kırmızı renk sahip olup 620-750nm dalga boyundadır. Ultraviolet (UV) ise menekşe morundan daha kısa olan ancak X-ışını kadar kısa olmayan ve gözle görülemeyen güneş ışığı kısmını tanımlamaktadır. UV elektromanyetik dalgaları üç kısma ayrılır: UV-A (315-400nm arası dalga boyu), UV-B (290-315nm arası) ve UV-C (200-290nm arası). Ozon tabakası, insan için en zararlı olan UV-C ışınlarını absorbe eder. UV-A ve B ışınlarının ise atmosferi geçip insan cildine ulaşan kısmının %95’i UV-A, kalan kısmı ise UV-B dir. Bu az miktardaki UV-B, ciltte oluşan akut (Yanık, renk değişikliği), insan bağışıklık sisteminde baskılanma ve kronik (erken yaşlanma, kanser) etkilerin asıl sebebini oluşturur. UV-A ışınları ise temel olarak cilt yaşlanmasını hızlandırıcı etkiye sahiptir, ancak az da olsa kanser yapıcı etkileri de vardır.

Cildinize Acı Çektirmeden Güneşli Günlerin Tadını ÇıkarınGüneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, erken dönemde ciltte kızarma, kaşıntı ve yanık oluşumunu tetikler iken, kronik maruziyet ile ciltte benler ve yaşlılık lekelerinin oluşmasını tetikler. Cilt içinde bulunan elastin denilen lifler güneş ışınlarının etkisi ile kırılır, cilt sarkmaya ve esnedikten sonra geri düzelme yeteneğini kaybetmeye başlar yani yaşlanır. Ayrıca deride kalınlaşma ve kabalaşma da görülür. Bunların dışında ciltte kanser gelişimi başlar. UV ışınlarının cilt kanseri oluşturucu etkisi, yapılan çalışmalarda p-53 denilen ve genetik yapımızda oluşan bozulmaları düzelterek kanser gelişmesini önleyen koruyucu gen üzerine olan bozucu etkiden kaynaklanmaktadır. Yine, son yıllarda yapılan çalışmalarda, UV ışınlarının insan cildinde bazı zararlı maddeler oluşturduğu, bu maddelerin kan dolaşımına geçmesi ile bağışıklık sisteminde baskılanma oluşturduğu ve bunun da kansere neden olabileceği belirlenmiştir.

 
Güneş, verdiği elektromanyetik radyasyon ile dünya üzerinde etki oluşturmaktadır. Güneşten gelen elektromanyetik radyasyonun bir kısmı görülebilir güneş ışığı şeklinde olup, bunların dalga boyu 380-750 nanometre (nm) arasındadır. Görünür ışıktan en kısa dalga boyuna sahip olan violet (mor, menekşe moru renginde görünür) renginde olup 380-450nm dalga boyundadır. En uzun dalga boyuna ise kırmızı renk sahip olup 620-750nm dalga boyundadır. Ultraviolet (UV) ise menekşe morundan daha kısa olan ancak X-ışını kadar kısa olmayan ve gözle görülemeyen güneş ışığı kısmını tanımlamaktadır. UV elektromanyetik dalgaları üç kısma ayrılır: UV-A (315-400nm arası dalga boyu), UV-B (290-315nm arası) ve UV-C (200-290nm arası). Ozon tabakası, insan için en zararlı olan UV-C ışınlarını absorbe eder. UV-A ve B ışınlarının ise atmosferi geçip insan cildine ulaşan kısmının %95’i UV-A, kalan kısmı ise UV-B dir. Bu az miktardaki UV-B, ciltte oluşan akut (Yanık, renk değişikliği), insan bağışıklık sisteminde baskılanma ve kronik (erken yaşlanma, kanser) etkilerin asıl sebebini oluşturur. UV-A ışınları ise temel olarak cilt yaşlanmasını hızlandırıcı etkiye sahiptir, ancak az da olsa kanser yapıcı etkileri de vardır.

Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmak, erken dönemde ciltte kızarma, kaşıntı ve yanık oluşumunu tetikler iken, kronik maruziyet ile ciltte benler ve yaşlılık lekelerinin oluşmasını tetikler. Cilt içinde bulunan elastin denilen lifler güneş ışınlarının etkisi ile kırılır, cilt sarkmaya ve esnedikten sonra geri düzelme yeteneğini kaybetmeye başlar yani yaşlanır. Ayrıca deride kalınlaşma ve kabalaşma da görülür. Bunların dışında ciltte kanser gelişimi başlar. UV ışınlarının cilt kanseri oluşturucu etkisi, yapılan çalışmalarda p-53 denilen ve genetik yapımızda oluşan bozulmaları düzelterek kanser gelişmesini önleyen koruyucu gen üzerine olan bozucu etkiden kaynaklanmaktadır. Yine, son yıllarda yapılan çalışmalarda, UV ışınlarının insan cildinde bazı zararlı maddeler oluşturduğu, bu maddelerin kan dolaşımına geçmesi ile bağışıklık sisteminde baskılanma oluşturduğu ve bunun da kansere neden olabileceği belirlenmiştir.

 

Güneş ışınlarına bağlı gelişen cilt kanserleri sık görülmektedir. 2014 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, yıllık yeni gelişen kanser türleri içinde cilt kanserlerinin oranı; Yassı Hücreli ve Bazal Hücreli Cilt Kanserleri: %11, Malign Melanom: %1 (Toplam tüm kanserlerin %12’si cilt kanseridir). Yapılan çalışmalarda, güneş ışınlarına bağlı oluşan cilt kanserleri, tüm cilt kanserlerinin 10’da 9’unu oluşturduğu belirlenmiştir. Yani, güneş ışınlarından düzgün şekilde korunulursa, her 10 cilt kanserli hastanın 9’u kanser olmaktan kurtulacaktır.

Bazı insanlarda güneş ışınlarına bağlı cilt kanseri görülme riski daha yüksektir;

1- İki yılda bir kez güneş yanığı olanlarda malign melanom kanseri gelişme riski 3 kat artmaktadır.
2- Çocukluk ve gençlik çağında olan yanıklar erişkinlerde olanlara göre daha kanserojendirler
3- Kolayca cilt yanığı olanlar
4- Açık tenli olanlar
5- Kızıl veya sarı saç rengi olanlar
6- Ailede cilt kanseri öyküsü olanlar
7- Fazla beni veya yüzünde çili olanlar
8- Güneşli bölgelerde yaşayanlar
9- Dış ortamda güneş altında çalışanlar
10- Özellikle vücudun giysilerle örtülü olmadığı el, yüz gibi vücut alanları daha riskli alanlardır

Cildin aşırı ısınması UV ışınlarına bağlı olmayıp, görünür dalga boyundaki ışınların etkisi ile oluşur. Ancak yanık UV ile ilişkilidir. Nitekim serin havalarda da güneş yanığı oluşabilir. Kar yanığı buna örnektir. Yine, güneş ışınlarına uzun süre maruz kalıp, gölge ve serin bir yere geçen insanlarda yapılan çalışmalarda, güneş ışınlarının zararlı etkisinin bu ortamda da en az 3 saat daha devam ettiği göstermiştir.

Güneş ışınlarının bu yıkıcı etkilerinden korunmak için neler yapılmalıdır;

a. Gün içinde güneş ışınlarının en etkili olduğu zamanlar, gölgemizin kendi boyumuzdan kısa olduğu saatlerdir. Bu saatlerde güneş ışınlarından korunmaya özellikle çalışılmalıdır.
b. Güneş banyosundan koruyucu güneş kremleri kullanılsa bile kaçınılmalıdır. Yapılan bir çalışmada, güneş banyosu süresi ile Akdeniz bölgesinde gün ortasında güneş ışınına aynı sürede doğal olarak maruz kalan insanlar karşılaştırıldığında,, güneş banyosu yapanlarda malign melanom riskinin 2 kat daha fazla olduğunu belirlenmiştir. Özellikle çocuk ve ergenlerde güneş banyosu daha da zararlı olduğundan, bazı ülkelerde 18 yaş altındakilerinin güneş banyosu yapmasına izin verilmemesi istenmektedir.

C. Güneş kremlerini diğer korunma önlemleri ile birlikte kullanılması önerilir. Kanser önleyici güneş kremleri en az 15 faktörlü (SPF=Sun protection factor) olmalı ve UV-B’yi de önleyen 4 yıldız (Yıldız sistemi UV-A ve B dengeli korumayı göstermek için geliştirilmiş bir derecelendirme sistemidir) ve üstü özellikte olmalıdır. Güneş kreminin faktör sayısını arttırarak güneşte kalış süresini uzatmaya çalışmak yanlıştır. Çünkü en yüksek faktörlü kremler bile %100 koruyucu değildir. Cilt hassasiyetine göre faktör sayısı arttırılır Güneş kremleri, güneşe maruz kalmadan en az 20 dakika önce sürülmeli, terleme varsa hassas bölgeler için 2 saat aralıklarla tekrarlanmalıdır. Suya girip çıktıktan sonra mutlaka tekrarlanmalı, ürün üzerindeki 'suya dayanıklı' ibaresi dikkate alınmamalıdır.
d. Günlük meteoroloji tarafından yayınlanan UV indeksi takip edilmeli, indeksin 3 ve üstü olduğu durumlarda güneş ışınlarından özellikle kaçınılmalıdır.
e. Gün içinde özellikle tehlikeli saatle olan 10- 16 arasında gölgeden gitmeye çalışılmalıdır.
f. Giysiler, güneş ışığını geçirmeyen, ışın yansıtıcı renkte, vücudun daha geniş kısmını örten, bol ve yünlü türlerden tercih edilmelidir. Islak giysiler çıkarılmalı, kuru giysiler ile dolaşılmalıdır. Gölgeden korunarak yürümek ve uygun giysiler, güneş kreminden daha fazla korunma sağlamaktadır.
g. Geniş, yüz, ense ve kulakları koruyan, güneş ışığını geçirmeyen şapkalar kullanılmalıdır.
h. Güneş gözlüğü kaliteli, standardlara uygun ve %100 koruyucu olduğunu belirtilmiş ve UV 400 işaretli olanlardan seçilmelidir.
i. Dengeli beslenmeye ve sıvı tüketimine ilave olarak; yeşil çay, üzüm çekirdeği, zerdeçal gibi anti-oksidan özellikteki besin takviyeleri de güneş ışınları ile oluşacak hasarlanmanın düzelmesine yardımcı olabilir.

Hepinize sağlıklı ve mutlu günler dileklerimle.

 

Prof.Dr.Hakan KARAGÖL

Tıbbi Onkoloji, İç Hastalıkları ve Fitoterapi (Bitkisel Tedavi) Uzmanı

Web: www.hakankaragol.com

Instagram: prof.dr.hakankaragol

Twitter: DrHakanKaragol

Facebook: Prof.Dr.HakanKaragol

 

UYARI

Web sitemizde yer alan yazı, grafik, resim ve diğer tüm içerikler sadece bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir tıbbi sorunla ilgili doktor tanısı, tedavisi veya konsültasyonu yerine kullanılması veya mevcut devam eden tedavinin sayfada verilen bilgiler doğrultusunda doktora danışmadan değiştirilmesi uygun değildir.

Prof Dr Hakan KARAGÖL'e Randevu almak için bizimle iletişime geçiniz.